Özürsüz devamsızlık ne demektir ?

Birseren

Global Mod
Global Mod
Özürsüz Devamsızlık: Bir Günün Hikayesi

Giriş: Bu Hikaye Sizi Düşündürtebilir

Herkesin bildiği ama belki de kimsenin tam olarak anlamadığı bir şey vardır: "Özürsüz devamsızlık." Birkaç yıl önce işyerinde yaşadığım bir durumu paylaşmak istiyorum. Belki de hiç düşünmediğiniz bir açıdan bakmanıza yardımcı olur. Kendinizi bu hikayede bulabileceğinizi düşünüyorum. Hadi başlayalım, bakalım neler olacak…

Hikaye Başlıyor: Ahmet ve Zeynep

Bir sabah, Ahmet ofise girdiğinde işler biraz ters gitmeye başlamıştı. Bir hafta boyunca hiçbir şeyin yolunda gitmediği bir dönemden geçiyordu. Üst üste birkaç gün izin almış, ancak bu izinlerin hiçbirinde bir sağlık sorunu ya da herhangi bir mazeret olmamıştı. Sadece evde kalıp, kafasını toparlamaya çalışmıştı. Bu sabah, Ahmet biraz daha kararlıydı. Hem kendisini hem de işini toparlamalıydı.

Zeynep, ofisin en eski çalışanı ve her zaman sakin ve anlayışlı bir insandı. Herkesin sorunlarını dinlemeyi severdi. Bu sabah, Zeynep’in Ahmet’in suratındaki garip ifadeyi fark etmemesi mümkün değildi. O, Ahmet’in her zamanki kadar neşeli olmadığını fark etmişti.

Zeynep, her zaman olduğu gibi konuyu hemen açmadı. Ahmet’i izledi ve sabırla bekledi. Birkaç dakika sonra, Ahmet ona yaklaşarak:

“Zeynep, seni rahatsız ediyorum, biliyorum ama şunu sormak istiyorum... Özürsüz devamsızlık diye bir şey var mı? Yani, ben gerçekten işimle ilgileniyorum ama bir türlü dengeyi kuramıyorum. Başkalarına açıklamak istemediğim bir sürü şey var.” dedi.

Zeynep hafifçe gülümsedi ve “Tabii ki, Ahmet. Ama önce şunu sorayım. Gerçekten işine odaklanabiliyor musun?” diye yanıtladı.

Ahmet, biraz kafa karıştırıcı bir şekilde başını salladı. “Bazen, ama bu devamsızlık çok kötü görünüyor. Hangi durumda özürsüz devamsızlık yapabilirim ki?”

Çözüm Odaklı Ahmet: Strateji Arayışı

Ahmet, durumu net bir şekilde çözmek istiyordu. O, her zaman bir çözüm arayan bir adamdı. Birçok konuda analitik düşünce tarzı, stratejik yaklaşımı onu doğru kararlar almaya itiyordu. Yalnızca bir iki gün devamsızlık yaparak, her şeyin düzeleceğini umuyordu.

“Zeynep, sanırım daha fazla izin alırsam beni başka bir şekilde değerlendirecekler. Ama işlerimin nasıl ilerleyeceğini kontrol etmek istiyorum. Ne yapmalıyım?” dedi.

Zeynep, sakin bir şekilde ona baktı. “Ahmet, çözüm odaklı düşünmen önemli ama devamsızlık sadece bir sorun değil, toplumsal yapının ve iş kültürünün de bir yansıması. Devamsızlık, bazen sadece bir kırılma noktasıdır; bu tür durumlarda, yapmanız gereken şey, izinlerinizi daha şeffaf bir şekilde yöneticinize açıklamaktır. Ancak tüm bunlar, işin içinde olan sosyal yapılarla ilgilidir.”

Zeynep’in Empatik Bakış Açısı: Duygusal Dengeyi Sağlamak

Zeynep, Ahmet’e çözüm önerilerinin ötesine geçerek farklı bir bakış açısı sundu. O, her zaman insanların duygusal ihtiyaçlarını anlamaya çalışıyordu. “Bir devamsızlık, bazen sadece sağlık ya da ailevi meselelerden kaynaklanmaz. Çoğu zaman, insanların psikolojik ya da duygusal olarak tükendiğini hissedebilmesi, onların verimliliklerini etkiler. Bunun anlaşılması, bazen devamsızlıkların arkasında yatan gerçekleri görmeyi gerektirir,” dedi.

Ahmet, Zeynep’in sözlerini duyduğunda, biraz düşündü. Zeynep’in empatik bakış açısı, ona sadece işyeri prosedürleriyle değil, kendi iç dünyasıyla da yüzleşmesi gerektiğini hatırlatmıştı. “Ama bunu kimseye nasıl açıklayacağım?” diye sordu Ahmet.

Zeynep, yüzünde hafif bir gülümseme ile yanıtladı: “Bazen sadece ‘benim bir süre zamana ihtiyacım var’ demek yeterlidir. İzin almak, sadece fiziksel bir eksiklik değil; insanın duygusal bir alan yaratmaya ihtiyaç duyması da engel olabilir. Çevrende seni anlamaya çalışan insanlar var. Onlara dürüst olman, sadece iş gücünü değil, ilişkilerini de sağlam tutmanı sağlar.”

Tarihsel ve Toplumsal Bir Bağlam: Devamsızlık Üzerine Düşünmek

İçinde bulunduğumuz toplumda, devamsızlık gibi durumlar tarihsel olarak da farklı şekillerde algılanmıştır. Özellikle çalışma hayatındaki değişimlerle birlikte, bir zamanlar “mavi yakalı” olarak bilinen işçilerin devamsızlıkları çok daha farklı değerlendirilirken, beyaz yakalı çalışanlar için bu, genellikle daha fazla bir stres kaynağı olmuştur.

Toplumumuzda, devamsızlık çoğunlukla “tembellik” ya da “işe olan ilgisizlik” olarak algılanırken, aslında bunun arkasında duygusal tükenmişlik, psikolojik zorlanmalar ve sosyal baskılar gibi derinlemesine unsurlar bulunmaktadır. Çalışma hayatı, bireylerin özürsüz devamsızlık gibi durumları açıklamalarını zorlaştırırken, aynı zamanda kişisel ihtiyaçları da göz ardı edebiliyor.

Çalışanların kişisel yaşamları ile iş hayatları arasındaki dengeyi kurma mücadelesi, aslında birçok kişi için kaçınılmaz bir gerçektir. Ancak bu dengenin sağlanması sadece iş dünyasındaki değil, toplumsal yapının her alanındaki bireysel algılarla doğrudan ilişkilidir.

Ahmet’in Değişen Perspektifi: Empati ve Çözüm Arasında

Zeynep’le konuşan Ahmet, çözüm odaklı yaklaşımının yerini daha empatik bir bakış açısına bırakmaya başlamıştı. Kendisini daha açık ifade edebileceği bir alan bulmuştu. İşyerindeki ilişkilerini güçlendirirken, aynı zamanda içsel dünyasında da bir denge kurmaya başlamıştı. Devamsızlık, sadece işin bir parçası değil, duygusal bir ihtiyaçtı.

Peki, sizce özürsüz devamsızlık sadece işyerinin kurallarıyla mı belirlenmeli, yoksa toplumsal yapılar ve bireysel ihtiyaçlar da göz önünde bulundurulmalı mı? Çalışma hayatında, kişisel sınırları koruyarak nasıl daha sağlıklı bir denge kurabiliriz?