Zirve
New member
Forumlarda insanlar bazen bunu unutuyor. “Ben sadece şikâyet ettim” cümlesi, kullanılan her ifadenin otomatik olarak hukuken risksiz olduğu anlamına gelmiyor.
Şikâyet Eden Kişinin Kimliği Gizli Kalır mı?
Bu konuda da “CİMER’e yazdım, kimse benim kim olduğumu öğrenemez” şeklinde kesin bir düşünceye kapılmamak gerekiyor.
CİMER’in resmi açıklamasına göre şikâyet başvurularında, gerekli görülmesi hâlinde başvuru sahibinin lehine olmak üzere kimlik ve iletişim bilgileri gizlenebiliyor. Bu durumda bilgiler, hukuka uygun şekilde yürütülen idari inceleme veya soruşturma ile yargı makamlarının talepleri gibi durumlar dışında erişime kapatılabiliyor.
Dolayısıyla burada “tamamen anonimim” şeklinde bir varsayım yapmak doğru değil.
Özellikle ciddi bir iddia söz konusuysa, başvuru sahibinin kullandığı ifadelerin ve sunduğu belgelerin de hukuki çerçevede düşünülmesi gerekiyor.
Bir başka deyişle CİMER, internet forumundaki “nickli hesap” mantığıyla çalışan bir yer değil.
CİMER Şikâyeti Sonucunda Hangi Cevaplar Gelebilir?
Cevap geldiğinde bazı kişiler büyük bir beklenti içine giriyor:
“Şikâyetiniz haklı bulunmuş, ilgili kişi cezalandırılmıştır.”
Keşke bürokratik hayat her zaman böyle net olsa.
Gerçekte cevap; başvurunun incelendiğini, ilgili kurumun görüşünü, yapılan işlemi veya mevcut durumun ne olduğunu açıklayabilir.
Bazı durumlarda talebinizin ilgili kurumun görev alanında olmadığı anlaşılabilir. Bazı başvurular başka bir idari birime yönlendirilebilir. Bazılarında ise mevcut mevzuat çerçevesinde işlem yapılamayacağı bildirilebilir.
Buradaki kritik nokta, CİMER cevabının içeriğini okumaktır.
Çünkü vatandaşların bazen yaptığı hata şu:
“Olumsuz cevap geldi.”
Oysa cevap aslında “Başvurunuz ilgili kuruma iletilmiştir” diyor olabilir.
Ya da “İşlem mevzuata uygun olarak gerçekleştirilmiştir” denmiş olabilir.
İki cümle arasındaki fark, bütün hikâyeyi değiştirir.
Bir CİMER Şikâyetinin Güçlü Olmasını Sağlayan Şey Nedir?
Bence en önemli üç kelime:
Somut, sakin, kronolojik.
Somut olun.
“Beni mağdur etti” yerine mağduriyetin nasıl ortaya çıktığını anlatın.
Sakin olun.
“Bunlar zaten hep böyle” yerine belirli olaydan bahsedin.
Kronolojik olun.
“Önce şu oldu, sonra şu tarihte şu başvuruyu yaptım, ardından şu cevap geldi” şeklinde ilerleyin.
Bu yöntem yalnızca CİMER açısından değil, genel olarak resmi başvurularda da anlatımı güçlendirir.
Ve mümkünse elinizdeki belgeleri düzenleyin.
Ekran görüntülerinin hangi olaya ait olduğunu açıklayın. Tarihleri birbirine karıştırmayın. İsim ve iletişim bilgilerini gereksiz yere paylaşmayın.
Çünkü bazen 15 ekran görüntüsü göndermek, bir sayfalık düzgün kronolojiden daha az anlaşılır olabilir.
Bürokrasi de insan gibidir: Önüne 48 tane dağınık fotoğraf atarsanız önce “Ben şimdi bunların hangisine bakacağım?” diye düşünür.
CİMER’e Şikâyet Etmek Her Sorunun Doğru Yolu mu?
Hayır.
Burası özellikle önemli.
Acil sağlık yardımı veya acil ihbar gerektiren durumlarda CİMER yerine 112 gibi ilgili acil kanallar kullanılmalıdır. CİMER’in kendi resmi sitesinde de acil sağlık yardımı ve acil ihbarlar için 112’nin aranması gerektiği belirtiliyor.
Yani gece yarısı ciddi bir tehlike yaşanırken bilgisayar açıp CİMER formu doldurmak, bürokrasinin en şiirsel ama en yanlış kullanımı olabilir.
Aynı şekilde her hukuki uyuşmazlığın çözüm noktası da CİMER değildir.
Bazen idari başvuru, bazen adli merciler, bazen ilgili kurumun kendi itiraz mekanizması, bazen de başka bir resmi yol daha uygun olabilir.
Bu nedenle “CİMER her şeyi çözer” düşüncesi yerine “Benim yaşadığım olay için hangi resmi kanal doğru?” sorusunu sormak daha akıllıca.
Peki CİMER’e Şikâyet Etmek Karşı Tarafı Korkutur mu?
Bunu garanti etmek mümkün değil.
Hatta başvurunun amacı korkutmak olmamalı.
“CİMER’e veririm seni!” cümlesi gündelik hayatta bir tehdit gibi kullanılabiliyor. Oysa CİMER başvurusunun hukuki ve idari mantığı, kişiyi korkutmak değil, yaşanan durumun yetkili merciler tarafından değerlendirilmesini sağlamak.
İşin ironik tarafı şu:
Gerçekten haklı olduğuna inanan birinin çoğu zaman tehdit cümlesine ihtiyacı yoktur.
Tarihleri vardır.
Belgeleri vardır.
Olayın ne olduğunu açıkça anlatabilir.
Karşı tarafı küçük düşürmek yerine sürecin incelenmesini isteyebilir.
Bu çok daha güçlü bir pozisyondur.
Son Söz: “Şikâyet Etmeli miyim?”den Önce “Ne Olmasını İstiyorum?” Diye Sorun
CİMER’e birini şikâyet etmeden önce bence sorulması gereken en değerli soru şu:
“Ben bu başvurunun sonunda tam olarak ne olmasını istiyorum?”
Bir işlemin düzeltilmesini mi?
Bir kurumun konuyu incelemesini mi?
Yaşanan mağduriyetin kayıt altına alınmasını mı?
Bir kamu görevlisinin davranışının araştırılmasını mı?
Yoksa sadece öfkenizi bir yere bırakıp rahatlamak mı?
Sonuncusuysa klavyenin başında biraz beklemek iyi fikir olabilir.
Çünkü gönder tuşuna basmak kolaydır. Geri almak her zaman aynı kolaylıkta değildir.
İyi hazırlanmış bir CİMER başvurusu ise öfkeli bir paragraftan çok daha fazlasıdır. Olayı belgeleriyle ortaya koyan, ne yaşandığını açıkça anlatan ve yetkili makamdan makul bir değerlendirme isteyen resmi bir başvurudur.
Üstelik sonuç her zaman şikâyet eden kişinin istediği yönde olmak zorunda değildir. Bazen haklı olduğunuz ortaya çıkar, bazen iddianız desteklenmez, bazen kurum farklı bir açıklama yapar, bazen de başvurunuzun başka bir mercide değerlendirilmesi gerekir.
Asıl değer de burada ortaya çıkıyor.
CİMER’i “karşı tarafa haddini bildirme butonu” olarak görmek yerine, vatandaşın kamu yönetimine soru sorabildiği, sorununu kayıt altına aldırabildiği ve ilgili idari mekanizmanın cevap vermesini talep edebildiği bir kanal olarak görmek çok daha sağlıklı.
Ve belki forumun asıl tartışma sorusu da şu:
Bir insan gerçekten haksızlığa uğradığında en güçlü silahı yüksek sesle bağırmak mıdır, yoksa sakin biçimde “Şu tarihte şu oldu, elimde şu belge var ve konunun incelenmesini istiyorum” diyebilmek mi?
Bence çoğu zaman ikinci seçenek.
Çünkü bürokraside bazen en etkili cümle, en sert cümle değildir.
En net cümledir.
CİMER sürecini adım adım somutlaştırBaşvuru metni için örnek şablon ekle
CİMER sürecini adım adım somutlaştır
Başvuru metni için örnek şablon ekle
Forum etkileşimini doğal biçimde artır
Şikâyet Eden Kişinin Kimliği Gizli Kalır mı?
Bu konuda da “CİMER’e yazdım, kimse benim kim olduğumu öğrenemez” şeklinde kesin bir düşünceye kapılmamak gerekiyor.
CİMER’in resmi açıklamasına göre şikâyet başvurularında, gerekli görülmesi hâlinde başvuru sahibinin lehine olmak üzere kimlik ve iletişim bilgileri gizlenebiliyor. Bu durumda bilgiler, hukuka uygun şekilde yürütülen idari inceleme veya soruşturma ile yargı makamlarının talepleri gibi durumlar dışında erişime kapatılabiliyor.
Dolayısıyla burada “tamamen anonimim” şeklinde bir varsayım yapmak doğru değil.
Özellikle ciddi bir iddia söz konusuysa, başvuru sahibinin kullandığı ifadelerin ve sunduğu belgelerin de hukuki çerçevede düşünülmesi gerekiyor.
Bir başka deyişle CİMER, internet forumundaki “nickli hesap” mantığıyla çalışan bir yer değil.
CİMER Şikâyeti Sonucunda Hangi Cevaplar Gelebilir?
Cevap geldiğinde bazı kişiler büyük bir beklenti içine giriyor:
“Şikâyetiniz haklı bulunmuş, ilgili kişi cezalandırılmıştır.”
Keşke bürokratik hayat her zaman böyle net olsa.
Gerçekte cevap; başvurunun incelendiğini, ilgili kurumun görüşünü, yapılan işlemi veya mevcut durumun ne olduğunu açıklayabilir.
Bazı durumlarda talebinizin ilgili kurumun görev alanında olmadığı anlaşılabilir. Bazı başvurular başka bir idari birime yönlendirilebilir. Bazılarında ise mevcut mevzuat çerçevesinde işlem yapılamayacağı bildirilebilir.
Buradaki kritik nokta, CİMER cevabının içeriğini okumaktır.
Çünkü vatandaşların bazen yaptığı hata şu:
“Olumsuz cevap geldi.”
Oysa cevap aslında “Başvurunuz ilgili kuruma iletilmiştir” diyor olabilir.
Ya da “İşlem mevzuata uygun olarak gerçekleştirilmiştir” denmiş olabilir.
İki cümle arasındaki fark, bütün hikâyeyi değiştirir.
Bir CİMER Şikâyetinin Güçlü Olmasını Sağlayan Şey Nedir?
Bence en önemli üç kelime:
Somut, sakin, kronolojik.
Somut olun.
“Beni mağdur etti” yerine mağduriyetin nasıl ortaya çıktığını anlatın.
Sakin olun.
“Bunlar zaten hep böyle” yerine belirli olaydan bahsedin.
Kronolojik olun.
“Önce şu oldu, sonra şu tarihte şu başvuruyu yaptım, ardından şu cevap geldi” şeklinde ilerleyin.
Bu yöntem yalnızca CİMER açısından değil, genel olarak resmi başvurularda da anlatımı güçlendirir.
Ve mümkünse elinizdeki belgeleri düzenleyin.
Ekran görüntülerinin hangi olaya ait olduğunu açıklayın. Tarihleri birbirine karıştırmayın. İsim ve iletişim bilgilerini gereksiz yere paylaşmayın.
Çünkü bazen 15 ekran görüntüsü göndermek, bir sayfalık düzgün kronolojiden daha az anlaşılır olabilir.
Bürokrasi de insan gibidir: Önüne 48 tane dağınık fotoğraf atarsanız önce “Ben şimdi bunların hangisine bakacağım?” diye düşünür.
CİMER’e Şikâyet Etmek Her Sorunun Doğru Yolu mu?
Hayır.
Burası özellikle önemli.
Acil sağlık yardımı veya acil ihbar gerektiren durumlarda CİMER yerine 112 gibi ilgili acil kanallar kullanılmalıdır. CİMER’in kendi resmi sitesinde de acil sağlık yardımı ve acil ihbarlar için 112’nin aranması gerektiği belirtiliyor.
Yani gece yarısı ciddi bir tehlike yaşanırken bilgisayar açıp CİMER formu doldurmak, bürokrasinin en şiirsel ama en yanlış kullanımı olabilir.
Aynı şekilde her hukuki uyuşmazlığın çözüm noktası da CİMER değildir.
Bazen idari başvuru, bazen adli merciler, bazen ilgili kurumun kendi itiraz mekanizması, bazen de başka bir resmi yol daha uygun olabilir.
Bu nedenle “CİMER her şeyi çözer” düşüncesi yerine “Benim yaşadığım olay için hangi resmi kanal doğru?” sorusunu sormak daha akıllıca.
Peki CİMER’e Şikâyet Etmek Karşı Tarafı Korkutur mu?
Bunu garanti etmek mümkün değil.
Hatta başvurunun amacı korkutmak olmamalı.
“CİMER’e veririm seni!” cümlesi gündelik hayatta bir tehdit gibi kullanılabiliyor. Oysa CİMER başvurusunun hukuki ve idari mantığı, kişiyi korkutmak değil, yaşanan durumun yetkili merciler tarafından değerlendirilmesini sağlamak.
İşin ironik tarafı şu:
Gerçekten haklı olduğuna inanan birinin çoğu zaman tehdit cümlesine ihtiyacı yoktur.
Tarihleri vardır.
Belgeleri vardır.
Olayın ne olduğunu açıkça anlatabilir.
Karşı tarafı küçük düşürmek yerine sürecin incelenmesini isteyebilir.
Bu çok daha güçlü bir pozisyondur.
Son Söz: “Şikâyet Etmeli miyim?”den Önce “Ne Olmasını İstiyorum?” Diye Sorun
CİMER’e birini şikâyet etmeden önce bence sorulması gereken en değerli soru şu:
“Ben bu başvurunun sonunda tam olarak ne olmasını istiyorum?”
Bir işlemin düzeltilmesini mi?
Bir kurumun konuyu incelemesini mi?
Yaşanan mağduriyetin kayıt altına alınmasını mı?
Bir kamu görevlisinin davranışının araştırılmasını mı?
Yoksa sadece öfkenizi bir yere bırakıp rahatlamak mı?
Sonuncusuysa klavyenin başında biraz beklemek iyi fikir olabilir.
Çünkü gönder tuşuna basmak kolaydır. Geri almak her zaman aynı kolaylıkta değildir.
İyi hazırlanmış bir CİMER başvurusu ise öfkeli bir paragraftan çok daha fazlasıdır. Olayı belgeleriyle ortaya koyan, ne yaşandığını açıkça anlatan ve yetkili makamdan makul bir değerlendirme isteyen resmi bir başvurudur.
Üstelik sonuç her zaman şikâyet eden kişinin istediği yönde olmak zorunda değildir. Bazen haklı olduğunuz ortaya çıkar, bazen iddianız desteklenmez, bazen kurum farklı bir açıklama yapar, bazen de başvurunuzun başka bir mercide değerlendirilmesi gerekir.
Asıl değer de burada ortaya çıkıyor.
CİMER’i “karşı tarafa haddini bildirme butonu” olarak görmek yerine, vatandaşın kamu yönetimine soru sorabildiği, sorununu kayıt altına aldırabildiği ve ilgili idari mekanizmanın cevap vermesini talep edebildiği bir kanal olarak görmek çok daha sağlıklı.
Ve belki forumun asıl tartışma sorusu da şu:
Bir insan gerçekten haksızlığa uğradığında en güçlü silahı yüksek sesle bağırmak mıdır, yoksa sakin biçimde “Şu tarihte şu oldu, elimde şu belge var ve konunun incelenmesini istiyorum” diyebilmek mi?
Bence çoğu zaman ikinci seçenek.
Çünkü bürokraside bazen en etkili cümle, en sert cümle değildir.
En net cümledir.
CİMER sürecini adım adım somutlaştırBaşvuru metni için örnek şablon ekle
CİMER sürecini adım adım somutlaştır
Başvuru metni için örnek şablon ekle
Forum etkileşimini doğal biçimde artır